Saturday, February 25, 2012

Ayy çok Romantik

Bu başlığımı izlediğim bir Romantik Filmden ya da diziden sonra söylemedim:)
Ya da gerçek hayattan bir hikayeye şahit olmadım.
Ya da en beteri başıma gelmedi. (oturup ağlamak istiyorum neyse...)

Evet Vampire Knight'da Yuuki'yi ne kadar kıskandığımı söylemiştim zaten. Bu sahne de yine kıskanma seviyemin tavanlarda dolaştığı sahnelerden biriydi.
Vampire Knight Guity Bölüm 1

Vampire Knight

Bu anime çok güzel ya:)
Zero nasıl birşeysi sen ya:)

Yuuki buna inanamıyorum ama seni kıskanıyorum ben ya




Kaname ve Zero gibi iki yakışıklı karizmatik anlayışlı erkeği de kendine aşık ettin helal sana:D
Pardon baştan beri sana aşıklardı zaten:D
Neden bu kadar tatlısın sen:D






Zerooooooooooooooooo 












Ohh iki çocukda sana yanık oynarsın tabi:D


bu sahnede ne gülmüştüm ama ya:D


oynayın bakalım oynayın:D

SS501'ın Tom ve Jerry'si





You are the best couple over the world.
I love you so much Junnie and Minnie:))

Love you forever and wait for be together.
Saranghamnida 

Monday, February 20, 2012

Geçmişteki bir anı ---7.Bölüm

7.Bölüm

yuri’ye yaptığı yardım teklifinin geri çevrilmesi üzerine salona geri dönen Yoona, üzerinde hissettiği yorgunluğu atmak için koltuğa uzandı. Cebindeki telefonla tekrar yengesini arayıp tekrar mesaj sesini duyduktan birkaç dakika sonra ise gözlerinin kapanmasına müsaade ederek kendini tatlı uykunun kucağına teslim etti.

Giden arabanın arkasından bakan Siwon bu geçen kızdan gerçekten çok hoşlanmıştı ama giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir felsefesine sahip biri olarak kendine bir kere bile dönüp bakmayan bu kızı merak edecek değildi ya. Ama aklında takılmadan edemiyordu işte “Benim gibi birisini nasıl görmezden gelebilir ya” diyerek de içi içini yiyordu.

Ji-min’e dönerek “Bugün yakışıklı değil miyim?” diye sordu ciddi ciddi. Ji-min ise yüzüne oturan koca gülümsemeyle birlikte “ Oppa bugün de her zamanki gibi harikasın.” Dedi. Siwon etrafındakilerden sürekli böyle sözler duymaya alışıktı e madem bugün de her zaman ki gibiydi de “Neden dönüp bakmadı ?” diye söylendi.

“Ne dedin, oppa?” diyerek soran gözlerle bakan Ji-min’in neden burada olduğunu hatırladı, arkadaşının –aynı zamanda Ji-min’in kuzeni- kendinde olan kitabını Ji-min’e verecekti.

Neden ShiWoo’ya değilde Ji-min’e verdiğini de artık biliyordu her seferinde benzer bahaneleri kullanıyordu Ji-min Siwon’a yakın olabilmek için.

Siwon Ji-min’i gönderdikten sonra biraz televizyona baktı ama televizyonda ilgisini çeken bir şeyler bulamayınca odasına çıktı. Annesi ve babası bu sabah bir arkadaşları vefat ettiği için Busan’a gitmişlerdi.

İki gün sonra üniversite hayatına başlayacaktı ama içinde en ufak bir heyecan bile yoktu  “Her zaman yaşadığım şeyleri yaşayacağım” diye düşünüyordu.”Etrafımdaki kızların çoğu benden hoşlanacak, kendilerini güzel göstermek için halden hale girip beni kendilerine aşık etmeye çalışacaklar” fikri geçiyordu aklından. Bugüne kadar hep böyle olmuştu.

Bugüne kadar ilgi gösterip de ilgi bulamadığı tek bir kız bile olmamıştı. Ama bugüne kadar sınıf arkadaşlarının hiç biri ile gönül macerası yaşamamıştı çünkü arkadaşlarının üzülmesi en son isteyeceği şeydi.

Komidinin üzerindeki pembe ahşap arabaya baktı. Çocukluk arkadaşı Yoona geldi aklına. Onu tekrar görmeyi çok istiyordu hatta bir keresinde Amerika’ya bile gitmeyi düşünmüştü ama işte düşüncede kalmıştı sadece.

Yüzü koyu yattığı yatakta yüzünü pembe ahşap arabasına çevirmiş: “Bu dünyada benim için en anlamlı hediye sensin.” Dedi kısık sesle.

Tanımadığı birini özlüyordu. Hayatının ilk 6 yılını onunla birlikte geçirmişti fakat ne kötüdür ki bu 6 yıldan aklında kalan birkaç anıdan ibaretti. “Neden çocukken yaşadığımız şeyleri unuturuz ki” dedi yine. Bu sözü bu arabaya her bakışında tekrarlardı. Yoona ile ne kadar çok anı hatırlarsa bunun onu çok çok daha huzurlu hissettireceğini düşünüyordu.

“Bana geleceğim demişti. Ama hala ne gelen var ne giden” diye mırıldandı.

Küçükken annesine “Yoona geri geleceğim dedi” diye söylerdi ve her defasında da annesi “küçükken söylenen sözler unutulur” derdi ve artık annesinin sözüne inanmaya başlamıştı Siwon, çünkü Yoona’nın geldiği felan yoktu.
Dün gece geç yatmış olmanın verdiği yorgunlukla aklında küçük Yoona’nın birkaç hatırası ile birlike kendisini uykuya teslim etti.

İki çocukluk arkadaşı birbirinden habersiz uyuyorken belki de yine birbirilerinden habersiz geçmişteki bir anıyı rüyalarında görüyorlardı.

--
Yuri salona geldiğinde Yoona’nın uyuduğunu görünce üzerine odasından getirdiği bir battaniyeyi örttü ve son günlerde okuduğu kitabını eline aldı. O sırada çalan “Hands up” şarkısının Yoona’nın telefon zil sesi olduğunu biliyordu ve Yoona’nın uyanmaması için çantasından telefonu alarak cevap verdi.

Soran bir ses önce “merhaba” sonra da “kimsiniz?” dedi. Yuri arkadaşı uyanmasın diye telefon görüşmesine mutfakta devam etti.

Yaklaşık 2 saat sonra yoona gözlerini açtı ve yanıbaşında kitap okuyan arkadaşını gördü. “Uyumuş muyum?” dedi gözlerini açmaya çalışarak. Kendisine yüzünde gülümseme ile bakan arkadaşı “Uyumadın canım sadece horluyordun” diyince Yoona “Ben horlamam bir kere, kulağımla duymadığıma inanmam bilirsin” dedi gülerek. Yuri de elindeki kitabı kapatarak mutfağın yolunu tuttu ve giderken de eli ile sol taraftaki kapıyı gösterek “Lavabo orası, mutfakta bekliyorum” dedi.

Taemin


Saturday, February 18, 2012

Key, key, key -Da bu çocuk çok tatlı ya









Geçmişteki bir anı --6.Bölüm

6.Bölüm

Yoona'nın adım attığı bu eve ilk girişi olmasına rağmen, ona o kadar tanıdık geliyordu ki; Şu beyaz üzerine siyah kareli kumaş kaplı koltuk Yuri’nin 4.yaş günü kutlaması resimlerinde arka fonda duran koltuktu mesela. Ya da şu merdivende asılı olan aile tablosu, bunun bir örneğide Los Angeles’daki evlerinde vardı. Küçük Yuri’ye baktı tekrardan sonra da arkasına dönüp kapıyı kapatan arkadaşına…

Yoona’nın valizini duvar kenarına koyup poşetleri alıp mutfağın yolunu tuttu. Yoona’ya dönerek “Siz küçük hanımın o koca midesini doldurmak için bir şeyler hazırlayacağım biraz dinlenmek ister misin?” diye sordu, yüzündeki gülümseme hala oradaydı.

Bir haftada arkadaşını o kadar özlemişti ki, senelerdir beraber büyümenin verdiği bu yakınlık ve de ikisinin de kardeşinin olmayışı onları kardeş gibi hissettirmişti bunca sene. 4 yıl önce Yoona’nın bir erkek kardeşi dünyaya gelmesine rağmen bu aralarındaki kardeşlik bağını hiç ama hiç etkilememişti.

Yuri mutfağa geçmiş marketten aldığı malzemeleri yerlerine yerleştirirken Yoona’da salondaki gözlemini bitirip mutfağa Yuri’nin yanına gelmişti. “Biliyorsun şimdi yardım ederim ama hem hiçbir şeyin yerini bilmiyoum ki neyi nereye koyayım hem de, bu maharetli arkadaşının sana gelir gelmez zarar vermesini istemezsin değil mi?” dedi kollarını birbirine bağlamış mutfak kapısından konuşuyordu.

Yuri ise ellerini “aman ha” der gibi kaldırarak “ Yoona daha dün topladım mutfağı sakın diyeyim ya, bak annem de yok gerimizden toplasın, tüm kırıkları sana toplatırım ha” dedi. Sonra ikisi beraber gülmeye başladı.


İkisinin de aklında ortak bir anı canlanmıştı:

Yoona, yuri’nin 14. yaş günü için ona sürpriz bir doğum günü hazırlamak istiyordu. Pasta kitabından aldığı tarifi evde yapmaya çalışmıştı ve daha önceden sözleştikleri gibi Yuri saat 4’de eve gelecekti ve de Yoona elleri ile hazırladığı pastayı Yuri’nin önüne mumlar eşliğinde getirecekti. Yuri pastayıYoona’nın yapmış olabileceğini hiç beklemediğinden çok şaşıracak, bu anı hayatının unutulmazlarından biri olacaktı. 

Evet bu anı hayatının unutulmazlarından biri olmuştu fakat işler hiçde Yoona’nın istediği gibi ilerlememişti.

Keki hazırlama sürecinde Yoona en soğuk savaşı Yumurtalar ile vermişti. 3 yumutayı kırabilmek için 20 tane yumartayı heba etmişti. Ama öyle bir maceraydı ki Yoona az daha sinir krizleri geçiriyordu genç yaşta. İlk kırdığı daha doğrusu parçaladığı yumurta akı ve sarısıyla birlikte eline bulaşmıştır. “Sanırım çok sıkmamalıyım” dedi bu denemesiyle birlikte. Bir sonrakinde de yumurtayı o kadar hafif tutmuştu ki bu sefer Yumurta elinden düşerek başarılı bir intihar girişiminde bulundu. “Ya zaten birazdan öldürecektim iki dakika sabredemedin mi yumurta ya” diye sitem etti bu sefer de Yoona. Her defasında yumurta ile ayrı bir macera yaşayan Yoona’yı biri görse herhalde bir monolog canlandırıyor ya da bu kız delinin teki diye düşünebilirdi. Sanırım ikinci olasılık daha yüksek bir olasılıktı. 
Sonunda 3 yumurtayı istediği gibi kabın içerisine kırmayı başarmıştı. Tabi bu arada geçen sürenin farkında bile değildi.

Hazırladığı kek karışımını karıştırmak isteyen Yoona, mikserin ON tuşuna basması ile birlikte yüzünün bembeyaz olması arasında 2 saniye ya vardı ya yoktu. Yüzüne sıçrayan unlardan dolayı aniden ne yapacağını bilemeyen Yoona elinde tuttuğu mikserle birlikte geri geri çıktı ve hala çalışır durumda olan mikser kek karışımlarının bir kısmını  mutfağın dört bir köşesine döne döne saçtı.

Yoona neler olduğuna anlam veremeden dış kapının zili çalmıştı. Bir anda duvardaki saate bakan Yoona saatin çoktan 3.30 olduğunu görmüştü. “Ya saat ne zaman bu kadar ilerledi ya pastayı yetiştiremeyeceğim.” Dedi telaşlı bir sesle bir yandan da kapının çalan zilini susturmak için acele acele kapıyı açtı ve de kapıyı açması ile kapatması bir oldu.

Yuri az önce yüzüne kapıyı kapatan hayaletimsi kişinin Yoona olup olmadığını düşünüyordu ki bu esnada kapı tekrar açıldı. 

Yoona’nın yüzünde düşlediği hiçbir şeyi gerçekleştirememiş olmanın pişmanlığı vardı.
Yuri soran gözlerle Yoona’ya bakarken, Yoona elindeki kağıt havluyu sinirinden mıncık mıncık ederek mutfağın yolunu tuttu bir yandan da söyleniyordu. “Erken niye geldin yaa! Hazırlık yapıyorum ben” dedi.
Yuri ise sabahtan beri doğum gününü kutlamasını beklediği arkadaşının ağzından bu sözleri duyunca gözleri parıldadı ve hemen arkadaşının yanına mutfağa gitti. Bu sırada Yoona mutfağın haline karşı burun kıvırıp mutfak sertinin üzerindeki suç delillerini toplama eğilimine kalkışmıştı ki kalkışmaz olaydı.,
Eline aldığı kabın, Yuri’nin “buranın hali ne böyle”demesiyle birlikte mutfağın kalebodurlarında paramparça olması bir oldu.

Yoona’nın tüm hazırlıkları hem beceriksizliğinden hemde Yuri’nin erken gelmesinden dolayı işe yaramamıştı ama yine de Yoona’nın amacı gerçekleşmiş o gün hafızlarında unutulmaz bir anı olmuştu.

Thursday, February 16, 2012

Geçmişteki bir anı ---5.Bölüm

5.Bölüm

Aklına bu evden ayrıldığı günü getirmeye çalıştı ama o kadar eskide kalmıştı ki, o kadar küçüktü ki hatırlamakta güçlük çekiyordu. Annesinin eline verdiği adres kağıdı olmasa evi bulamayabilirdi bile. Annesinin anlattığına göre çok güzel anılar yaşamışlardı bu küçük evde. Aslında ev pek küçük sayılmazdı ama Los Angelas’daki evlerine oranla küçük sayılırdı. Temiz havayı içine çekti. “memleket kokusu bu oluyor demek ki” dedi. Gözü yandaki eve kaydı. "Bu evde de çocukluk arkadaşım oturuyordu" dedi.

Her ne kadar Yoona çocukluk arkadaşını pek hatırlamasa da 6 yaşından önce çekildiği tüm resimlerde olan o çocuğa karşı çok samimi duygular besliyordu. “Benim ikinci Yuri’m diyordu çocukluk arkadaşı Siwon” için. “Heralde Yuri’nin erkek versiyonu olurdu benim için” diye düşünürdü. Ama geçmişte kalmıştı işte.

Anahtarı çıkarmak için eli çantasına gitti ama çantasından boş dönmek zorunda kaldı. Çantasını didik didik aradı ama anahtarını bir türlü bulamadı. Acele ile eli havaalanında geçici kullanım için aldığı telefona gitti. Annesinin numarasını tuşladı.

“Anne anahtarım yok çantama koymamış mıyım ya bir bakar mısın? Off başıma gelene bak buralara gelip evimden içeri giremiyorum ya.”
Annesi ise uyku ile uyanıklık arasında kızının önce ne dediğini anlamaya çalıştı daha sonra da evin anahtarını komidinin üzerinde bulduğu geldi aklına ve “çantana koyduğun anahtarın komidinin üzerinde ne işi vardı acaba?” dedi ve devam etti “Yengende bir anahtar var geçen evi temizletmesi için göndermiştim ondan al. Numarasını vereyim sana bekle” diyerek telefon rehberinden Eun Min’in telefon numarasına bakarak kızına söyledi.

Annesinden aldığı telefon numarasını tuşlayan genç kız karşı tarafın telefona cevap vermemesi ile bu sefer telefonu kapatarak Yuri’nin numarasını çevirdi. Yuri Kore’ye Yoona’dan bir hafta önce gelmişti.

İkinci çalışta cevaplanan telefondan gelen Alo sesine  karşılık Yoona:
“Benim! Evin anahtarını almamışım ya kapıda kaldım iyi mi?” deyip minik bir kahkaha kopardı ve devam etti, “Nerdesin?”

“Marketteyim şu an sana yemek hazırlayacaktım bu akşam için. Bin taksiye  Namhyeon caddesindeki Eleven’ın oraya gel. Taksiyi de tut beraber eve geçeriz” dedi ve Yoona arkadaşının sözünü tamamlamasından sonra  “Tamam” diyerek telefonu kapattı ve gelen taksiye el uzattı. Taksi birkaç adım ilerisinde durdu ve içerisinden biri bayan biri erkek iki genç indi.
Onların ardından Yoona taksiye binmek üzere o tarafa yöneldiğinde taksiden çıkan genç çocuk dikkatle Yoona’ya baktı ve yanındaki kızın “Kim acaba?” sorusuna karşılık “heralde yine evin satılık ya da kiralık olup olmadığını soran biridir” dedi ve içerisinden “çok fena bir kızmış keşke şurayı bu kıza kiraya verseler” diye geçirirken gözleri hala genç kızın üzerindeydi.

Taksi şöförü genç kızın valizini bagaja yerleştirdikten sonra  direksiyonun başına geçip de arabayı hareket ettirdiğinde bile genç delikanlının bakışları Yoona’nın üzerindeydi ama Yoona bununla bir gram bile ilgilenmiyordu. Şu an aklında yengesinin telefonu neden açmadığı vardı. Yedek anahtarı almak istiyordu. Tekrar yengesini aradı ama yine cevap veren olmadı.



Taksi, elinde poşetlerle marketin önünde duran Yuri’nin önüne gelip durdu. Arabanın içinden çıkan Yoona’yı gören Yuri önce elindeki poşetleri yere bıraktı ve bir haftadır görmediği çocukluk arkadaşına sarıldı. Tekrar taksiye binerek Yuri’nin ailesinin Seoul’deki evine geldiler.

Kapının anahtarını çıkarıp Yuri kapıyı açmaya giderken Yoona’da valizini sürerek getiriyordu. Elinde anahtarı Yoona’ya göstererek yüzündeki muzip bir bakışla “Bu küçük şey insanı evsiz bile bırakır yahu” diyerek arkadaşına laf kondurdu.

Yoona ise zaten sıkılan canının ve cevaplanmayan telefonların üzerinden Yuri’nin bu sözüne karşılık “Heralde küçük hanımda evsiz barksız kalmak istiyor” diyerek ani bir hareketle valizini bırakıp Yuri’nin elinden anahtarı kaptığı gibi kendi etrafında bir tur dönerek kapıya gitti. Kilide soktuğu anahtar ile kapıyı açan Yoona bilmiş bir eda ile Yuri’ye dönerek “Artık valizimi getir bir zahmet o kadar yol gelmişiz yahu bir arkadaşın karşılama hürmetine de bak sen, hele ki arkadaşı bir küçük şeyden dolayı evsiz barksız kalmışken” dedi gülümseyerek.

Yuri elindeki poşetleri kapı eşiğine bırakıpta Yoona’nın birkaç adım gerideki valizini almak için döndüğünde yüzünde oluşan masum gülümseme bu ikilinin birbirini ne kadar sevdiğinin en basit bir kanıtıydı aslında.